Olay Aktif Gazetesi adına gazeteci Necmi Işıksal bugün de iş insanı ve Şakar Makina A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Şakar'ı ziyaret ederek ithalat ve ihracatçıların sorunları hakkında özel bir röportaj gerçekleştirdi.
İş insanı Şakar, makina imalatı sektöründe yaşanan sıkıntıları şu sözlerle ifade etti:
Şakar Makina firması olarak gıda firmalarının ambalaj ve dolum makinalarını imal ederek ülkemizin dört bir yanına ve 30 civarında ki ülkelere ihracat gerçekleştiriyoruz.
Tekirdağ'ın adını tüm ülkemize ve dünya ülkelerine duyurmaktan gurur duyuyoruz.
Ülkemize ve şehrimize döviz girdisi sağlayan bir firma olarak son bir yıldır birçok sektörde yaşandığı gibi kendi sektörümüz olan makina imalatı sektöründe de büyük sıkıntılar yaşıyoruz.
ÇİN MAALESEF TÜRK FİRMALARINI BATMA NOKTASINA GETİRDİ
Türk şirketleri olarak Çinli iş insanları ile rekabet edemiyoruz.
Bu durum 2025-2026 döneminde de devam ediyor ve hatta bazı sektörlerde daha da keskinleşti.
Temel nedenler ve Çinli tarafın (özellikle ihracatçı/üretici ve platformların) avantajları şöyle özetlenebilir:
Çinli tarafın başlıca avantajları; özellikle Türkiye pazarına ve küresel rekabete şu şekilde yansıyor.
1. Çok düşük üretim ve işçilik maliyetleri.
Ucuz işçilik avantajıyla Çin'de hâlâ dünyanın en büyük ölçekli, entegre sanayi ekosistemini kullanarak pazarda üstünlük sağlıyor.
Bir ürünü tasarlayıp, kalıbını çıkarıp, seri üretime geçme süresi ve maliyeti Türkiye'den kat kat düşük.
İş gücü maliyeti, enerji, hammadde tedariki ve lojistik zinciri inanılmaz optimize edilmiş durumda.
Türk üretici 30-40 €'ya mal ettiği ürünü Çinli rakip 10-15 € bandına (hatta kargo dahil) getirebiliyor.
2. Çinli iş insanları devlet destekleri ile çok düşük fiyatlama yapabiliyor.
Örneğin; Çin hükümeti ihracatçılara vergi iadesi, düşük faizli kredi, arazi tahsisi, elektrik/su sübvansiyonu gibi çok geniş destekler veriyor.
Bu da "damping" seviyesine yakın fiyatlarla satış yapmayı mümkün kılıyor.
Özellikle tekstil, makine, elektronik, güneş paneli, batarya gibi sektörlerde bu fark çok bariz şekilde kendini gösteriyor.
3. Çinli yatırımcılar aynı şehirde / bölgede binlerce yan sanayi firması, hammadde tedarikçisi, lojistik firması bir arada işbirliği yapınca entegre üretim birlikteliği de sağlanmış oluyor.
Bir ürünü üretmek için hammaddeye ulaşmak 50-100 km çapında mevcutken, Türkiye'de bu ekosistem genellikle parçalı ve maliyetli olarak çözülüyor.
4. Çinli üreticiler siparişten 7-15 günde teslimat yapabiliyor.
Türkiye'de aynı ürün için süre genellikle 30-60 gün arasında kalıyor. Çinliler küçük partilerle bile çalışabiliyorken biz bütün projeyi yapmak zorundayız.
5. E-ticaret platformlarının (Temu, Shein, AliExpress vs.) yarattığı yıkıcı rekabet ise bizlere çok zarar veriyor.
2024-2025'te bu platformlar Türkiye'ye doğrudan çok düşük fiyatlı ürün pompaladı.
Kargo dahil 30-50 TL'ye tişört, 150-200 TL'ye ayakkabı satışı yapıldı.
Yerli perakendeci ve üretici bu fiyatlara yaklaşamıyor. (Not: 2026 başında Temu ve Shein'in Türkiye'deki bazı faaliyetleri regülasyon nedeniyle kısıtlansa da model hâlâ çok etkili şekilde yürüyor.)
6. Finansman ve ödeme kolaylıkları…
Çinli satıcılar uzun vadeli ödeme, düşük peşinat, hatta bazı durumlarda "satıldıktan sonra öde" modelleri sunabiliyor.
Türk firmalarının çoğu nakit veya kısa vadeli çalışabiliyor.
TÜRK TARAFININ TEMEL AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI…
Türk tarafının temel dezavantajları (2025-2026 gerçekleri)
- Enerji maliyeti ülkemizde çok yüksek hatta Çin'den 3-4 kat fazla diyebiliriz.
- İşçilik maliyeti son 3 yılda reel olarak çok yükselse de Türkiye'nin çok altında kalıyorlar.
Dövizdeki baskılama nedeniyle TL'deki değer kaybı ithal girdi maliyetini uçuruyor.
Bu nedenle yerli üretici hem girdi hem işçilikte pahalı kaldı.
- Vergi, SGK, bürokrasi yükü Çin'den kat kat fazla iken nasıl rekabet edebiliriz?
- Sanayi bölgelerindeki arazi/enerji/lojistik maliyetleri rekabetimize ayrı bir darbe vuruyor.
- Devlet teşvikleri var ama Çin'in sunduğu ölçek ve agresiflikte değiller.
Türk iş insanları Çin malları ile fiyatla rekabet edemiyor çünkü Çin devlet destekli mega-ölçek ekonomisi kurmuş durumda.
Ancak Türk ürünlerindeki kalite + hız + yakınlık + güvenilirlik Avrupa, Balkan ve Türki cumhuriyetler pazarlarında bize hala avantaj sağlasada rekabet gücümüz düşerek ilerliyoruz.
ÜLKEMİZ ÜRÜNLERİ DAHA KALİTELİ AMA…
"Firmamız şu anda kalitemiz sayesinde ayakta durabiliyor diyen Haluk Şakar, birçok sektörde artık "Çin'den ucuza almak" yerine "Türkiye'de daha kaliteli ve hızlı üretmek" stratejisiyle ayakta kalmaya çalışan firmalar arasında ayakta duruyoruz ancak yüzlerce firma ise batmaya mahkum oluyor.
2026'da Çin'le başa çıkmanın yolu:
- Katma değerli ürünlere yönelmek
- Otomasyon / endüstri 4.0 yatırımı
- Markalaşma ve Avrupa'ya yakınlık avantajını kullanmak
- Çin'den hammadde alıp Türkiye'de son montaj yapmak (nearshoring modelini uygulamak)
Şakar son olarak; "Devletimizin Amerika'nın yaptığı gibi Çin mallarına ambargo koyup yüksek vergi oranları getirmesiyle veya Çin hükümeti gibi teşvikleri arttırmak suretiyle ülkemizdeki üretici firmalar bir nefes alacaktır." dedi.
