Dr. Ebru Atilla´dan aşı konusundaki bilinmeyenler
Bulaşıcı hastalıklarla mücadele edebilmenin en etkin yolu aşılamadır ve 20. yüzyılın en önemli halk sağlığı kazanımlarından biridir. Türkiye ´de aşı karşıtlığına ve aşı reddine, bu konudaki yasal boşluk da neden olmaktadır. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Etik Kurul görüşünden kısaca bahsetmek isterim.
Tarih: 11.11.2019 16:23:17/ 184okunma / 0yorum

Aşı konusunda yaşanan tereddütler, aşı reddi ve aşı karşıtlığı konusunda Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu görüşü

 Bulaşıcı hastalıklarla mücadele edebilmenin en etkin yolu aşılamadır ve 20. yüzyılın en önemli halk sağlığı kazanımlarından biridir. Türkiye ´de aşı karşıtlığına ve aşı reddine, bu konudaki yasal boşluk da neden olmaktadır. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Etik Kurul görüşünden kısaca bahsetmek isterim.

Aşılar Neden Önemlidir?

Aşılar, çocuk ölümlerini azaltma aracı olarak önerilmesinden bu yana etkili bir biçimde beklentileri gerçekleştirmişlerdir. UNICEF verilerine göre aşı ile önlenebilir altı hastalık (boğmaca, difteri, tetanos, kızamık, çocuk felci, verem) nedeniyle olan çocuk ölümlerinin sayısı 1989´da 5 milyon dolayında iken, bugün bu altı hastalıktan ölüm yılda yalnızca 100 bin dolayındadırDünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa bölgesi aylık bildirim verilerinden elde edilen bilgilere göre, 2013 ve 2015 yıllarındaki kızamık salgınında hastalananların çoğu aşısız çocuklardır.  DSÖ kızamık aşısı yapılmadığında yılda 2,7 milyon çocuğun kızamık komplikasyonları nedeniyle öleceğini öngörmektedir. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi verilerine göre çocuk felci (poliomiyelitis) aşısı yapılmaması durumunda her yıl çocuk felcinin neden olacağı fiziksel engellilik sonucu ölüme kadar giden bir sürecin gözleneceği yaklaşık 20.000 hasta çocuk ortaya çıkacaktır. Sonuç olarak birçok hastalığın ortadan kalkmasında ve yaşanan salgınların tekrarlanmamasında aşıların katkısı yadsınamaz ve bağışıklama en güçlü ve düşük maliyetli halk sağlığı girişimi olmaya devam etmektedir.

 Günümüzde de aşıların uygulanması konusunda toplumların tamamının güven, kabul ve kararlılık göstermediği bilinen bir gerçektir. Giderek artan ölçüde aşıların olası yan etkilerine ilişkin kaygıların, endişelerin, tereddütlerin, yanlış inanışların yaygınlaştığı gözlemlenmektedir. Bu durum aşı konusunda tereddüt, aşı reddi ve aşı karşıtlığı olarak isimlendirilen yaklaşımlarla yaşama yansımaktadır. Hatta birçok anne baba çocuklarına aşı yaptırmamak için yasal yollar araştırmaktadır. Bu kapsamda, kamuoyuna da yansıdığı üzere, anne-babalar tarafından çocuklarına aşı yaptırmamak için yapılan yerel mahkeme başvuruları, bunlara ilişkin yerel mahkemelerin aldıkları kararlar, Yargıtay içtihatları ve en son olarak da Anayasa Mahkemesi (AYM)´nin aldığı karar ciddi tartışmalara yol açmaktadır. 

 Aşılar Güvenli Tıbbi Ürünlerdir

Aşılar uygulanmadan önce yararlılık ve güvenlik incelemelerinden geçmektedir, uygulamaya geçiş sonrası da istenmeyen etkiler ve yan etkiler açısından sürekli olarak izlenmektedir. Yaratılan yanlış algılara karşın aşılar güvenli tıbbi ürünlerdir, çünkü;

  • Aşılanma (BCG, BDT, KKK, OPV) sonrası  bakteriyel enfeksiyon sıklığı aşılanmayan çocuklara göre daha yüksek değildir.
  • Doğal grip enfeksiyonundan daha sık Guillain Barre sendromuna yol açmazlar.
  • Kızamık aşılaması otizme neden olmamaktadır.
  • Aşılarda alüminyum tuzları, bağışık yanıtı güçlendirmek için 1930´lardan beri kullanılmaktadır ve aşılardaki dozu çok düşüktür. Aşılanan çocuklarda yapılan araştırmalar, serumda alüminyum düzeyinin toksik düzeyin çok altında olduğunu göstermektedir.

 

 Bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar, kanser tedavisi görenler, organ nakli hastaları, çok yaşlılar, hamileler, çok küçük bebekler gibi aşılanamayan riskli popülasyonları olası bir salgında korumak için gereken toplum bağışıklığı eşikleri %80-95 arasında değişmektedir. Aşılama oranları bu oranların altına düştüğünde o toplumda salgınlar görülmeye başlamaktadır. Ailelerin çocuklarını aşılatmama kararı sadece kendi çocukları için değil, toplumdaki birçok farklı insan grubu için de sağlık tehdidi oluşturmaktadır.

Çocuk Hakları Açısından Aşılama: Aşı Çocuğun Yaşama Hakkını Koruma Araçlarından Biridir

Ulusal ve Uluslararası Hukuk Açısından Aşılama Devletin Görevidir

Bu konuda ulusal ve uluslararası hukuk da etik ilke ve kurallarla paralellik göstermektedir. Anayasanın 5. maddesi uyarınca Devletin temel amaç ve görevleri arasında “kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” sayılmaktadır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 3. maddesi de tüm düzenleme ve uygulamalarda çocuğun üstün yararının esas alınması gerektiğini belirtmektedir. Sözleşmenin 19. maddesinde devlete aileden gelebilecek istismar ve ihmal eylemlerine karşı da koruma yükümlülüğü yüklenmektedir.

Bu çerçevede, devletin çocuğun üstün yararını gözeterek, aşılamayı gerçekleştirmek yönünde pozitif bir ödevi bulunmaktadır. Bu pozitif ödev Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle uyumlu bir şekilde yerine getirilmelidir. Bu nedenle, kişinin bedenine tıbbi bir müdahale niteliğini taşıyan aşılama işleminin hangi koşullarda, kimler tarafından yapılabileceğinin öngörülebilir bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu yasal dayanağın yokluğu AYM´nin konuya ilişkin bir bireysel başvuruda müdahalenin Anayasa´yı ihlal ettiği sonucuna ulaşmasına neden olmuştur. AYM, aşılamayı değil aşılamanın yasal dayanağının olmamasını Anayasa´ya aykırı bulmuştur.

O halde, konunun evrensel bilimsel gereklilikler ışığında toplum sağlığı ve çocuğun üstün yararını dikkate alarak düzenlenmesi gerekliliği yasama organı açısından bir anayasal yükümlülüktür. Gerekli yasal düzenlemeyi takiben, gerekli önlemleri alarak etkili bir aşılamanın hayata geçirilmesini sağlamak da yürütme organının temel bir insan hakları ödevidir.

Aşılama hizmetleri kamusal bir sorumluluktur. Bu nedenle kamuoyunun bilimsel veriler ışığında aşıyla korunabilen hastalıklar konusunda aydınlatılması, aşı karşıtı tezlerin çürütüleceği eğitsel araçların geliştirilmesi ve risk altındaki kişilerin bağışıklama ile korunması konusunda yasal düzenlemelerin yapılması gereklidir.Yetkililer bu konuda net ve tutarlı bir tutum izlemelidir. Aşı karşıtlığı yaparak toplumdaki bağışıklık orantılarının düşmesine, salgınların ortaya çıkmasına neden olanlar konusunda tutarlı bir kamusal sorumlulukla yasal yoldan mücadele edilmesi, bilimsel verilere dayanmayan, gerçeği yansıtmayan bilgilerin yaygınlaşmasının önlenmesi de çok önemli ve gereklidir.

 Aşı uygulamasını yürüten hekimlere de büyük sorumluluk düşmektedir. Aşı uygulaması yapan hekimlerin, aşıları kaygı ve kuşkuyla karşılayan kişilere ve onların dini inançlarına saygılı bir biçimde yaklaşmaları önemlidir. Hekimler aşı konusundaki tereddüdün, buna yol açan etmenlerin, bu alanda sık kullanılan tartışmaların farkında olmalıdır. Aşı reddi ve aşı karşıtlığı ile mücadelede bilimsel verilere dayanan ve karşıdaki kişiyi anlamaya ve ikna etmeye çalışan, ötekileştirici, yargılayıcı olmayan bir yaklaşım izlemelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Ebru Atilla konusundaki bilinmeyenler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Vizyondaki Filmler

Tekirdağ için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:39 08:26 13:23 15:43 18:02 19:35
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ali ’ye düşman olan Allah’ a düşman olur.

Hz.Muhammed
-Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.

İlginç Bilgiler
Kek hamurunun piştikten sonra kalıptan rahat çıkması için 10 dakika bekletin. Fırına sürdüğünüz kek kalıbının yanmasını önlemek için kalıbın altına biraz tuz koyabilirsiniz.

Hamur İşi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
SAYFA EDİTÖRÜ

olayaktif@hotmail.com

RESMİ İLAN

Şuan herhangi bir ilan bulunmamaktadır.

İLETİŞİM

 Telefon  : 0 282 262 50 20

 GSM       : 0 538 501 00 00

 E-posta : olayaktif@hotmail.com